Feedback

Mucizeye Layik Ol

4

Her yeni doğan gün kendi içinde bir mucize.

Düşünsene yarın sabah güneşin doğmayacağını. Gözlerinin açılmayacağını, açsan dahi hiçbir şey göremeyeceğini düşün.

Ne kadar boş değil mi doğmayan günsüz bir dünya ve içinde sen?

Mucizeye layık olmak zorunda olduğunun farkında mısın?

Peki ya her gününü hakkını vererek yaşamak zorunda olduğunun?

Yarın, öbür gün önceki senlerin gelip sana hesap sorarlarsa, ellerini yakana yapıştırıp “dünlerdeki bugünlerini” neden hakkını vererek yaşamadın derse.
Kendine cevap verebilecek misin be adam?

Etme, yazık etme, haksızlık etme, vicdansızlık etme kendine, bugününe…

Layıkıyla yaşamaya çalış… Bilmiyorsan, öğren.

Son nefeste geriye dönüp baktığında şu cümleyi gönül rahatlığıyla kurabiliyor olman dileğiyle…

“Ey hayat, sen, seni yaşamayı bilenlere layıksın.. Diğerleri seni yaşamıyor, harcıyorlar!!”

Engelliler Icin Motorsiklet

0

İnovasyonun yüzlerce, binlerce tanımına ulaşabilirsiniz.

“İnovasyon nedir?”,
“İnovasyon ne demektir?”,
“İnovasyonun tanımı”,
“İnovasyonun anlamı” gibi cümleleri google’da aratmanız sayısız tanıma erişmeniz için yeterli olacaktır.

Bu tanımlar arasında benim en çok beğendiğim ise aşağıda belirttiğim 3M’in kurumsal olarak benimseyip paylaştığı inovasyon tanımlamasıdır.

New ideas -plus action or implementation- that result in an improvement, a gain or a profit

“Bir gelişme, kazanç ya da kar sağlayan yeni fikirler –artı eylem veya uygulama-“

Sadece yeni fikrinizin olması yetmiyor. Bu fikrin uygulanabilir, eyleme geçirilebilir olması ve sonunda bir ilerleme, kar yada kazanç sağlıyor olması gerekli.

İşte size bu tanıma uygun çok güzel bir örnek. Günlük hayatımızda çok defa kullanılar bir araca yeni bir bakış açısı getirilmiş ve bu fikir hayata geçirilebilmiş.

Tekerlekli sandalyeye mahkum engelli insanların kolayca kullanacağı bir motorsiklet.

Resimler aşağıda, detaylar bu adreste: http://www.mobilityconquest.com/index.php

Toplu Tasimada Inovasyon

6

Bir taşıma aracı satışı esnasında ya da tanıtım çalışmalarında sıralanan birçok özellik vardır. Bu özelliklerden ikisi 0′dan 100 KM’ye ulaşma süresi ve şehir içi, şehir dışı ayrımı verilerek yakıt tüketimidir.

0-100 KM’nin belirtilme sebeplerinden biri ivmelenmenin bir taşıt için önem teşkil etmesidir. Bu sürenin kısa olması aracın yüksek ivme ile hız kazanabilecek motor gücüne sahip olduğunu gösterir.

Peki neden önemlidir 0-100 KM süresi?

Çünkü, duran bir aracı hareket ettirmeye başlamak, ivme kazandırmak aracın karşılaşabileceği en zor işlemlerin başında gelir.

Diğer tarafta yer alan yakıt tüketimi konusunda ise şehir içi tüketimin şehir dışından çok daha fazla olduğu gözlemlenir. Şehir içi trafiğinde karşılaşılan “DUR-KALK”lar aracın çok daha fazla yakıt sarf etmesinin ana sebebidir.

Görüldüğü üzere araç en çok yakıtı eylemsizlikten kurtulup hareket etmeye başladığı anda harcamaktadır. Yakıtın yanında harcanan bir başka kaynak ise zamandır.

Sonuç olarak, örneklendirmek gerekirse 50 KM’yi şehir içinde şehir dışına oranla çok daha fazla zaman ve yakıt harcayarak kat edersiniz.

Bunun ana sebebi ise durmakta olan bir aracı hareket ettirmek ve/veya çok fazla kere ivme kazandırmaya çalışmaktır.

Bu durum toplu taşıma araçları için de birebir aynı şekilde geçerli elbette.

Hal böyleyken ring seferi yapan bir toplu taşıma aracının yolcularını hiç durmadan araca alıp araçtan indirebilmesi hem zaman hem de yakıt harcama miktarlarını yüksek oranda aşağıya çeker mi çekmez mi?

Bana sorarsanız aşağılara çeker. En azından basit mantıkla bu şekilde olması kaçınılmaz.

Konuyu Çin’li bir mucit ele almış ve aşağıdaki videoda görebileceğiniz konsepti oluşturmuş. (Video Çince seslendirilmiştir.)

İnovatif Çin’linin adı Chen Jianjun.

Kamu ya da özel sektör tarafından itibar görür mü bilinmez ama fikir ve tasarım açısından yenilikçi bir çözüm önerisi olduğu yadsınamaz.


Günün Sonu:

Toplu taşıma için varolan yolun ortasına “mutant” araçlar entegre etmek çözüm değildir. Bkz: Metrobüs!

Her Yerde Baris

0

“Yurtta sulh, cihanda sulh”

Bu cümle, Ulu Önder tarafından 1931 yılında sarf edilmiştir.

Birçok kere çok farklı mecralarda, kaynaklarda görüp, işittiğimiz cümle aynı zamanda söylendiği tarihten itibaren anayasamızda yer alan ülkemizin dış politika düsturudur.

Benim dikkat çekmek istediğim nokta ise cümleyi sarf eden kişinin çocuk yaştan itibaren asker olarak yetiştirilip, ömrünün büyük birçatışma bölümünü cephelerde, savaşlarda harcamış olmasıdır.

Diğer bir deyişle, bu sözleri üstüne basa basa söyleyen zihin savaşların, çatışmaların, ters düşmelerin tüm zorluklarını ve olumsuz yanlarını yıllarca tecrübe etmiş bir zihindir.

İnsanlık tarihi boyunca adı geçen dahilerin ağızlarından dökülen sözlerin belki de en büyük faydası, sadece söylendikleri alanlarda değil çok yüksek oranda hayatın geri kalan alanlarına da uygulanabilir olmalarıdır.

Atatürk’ün ülke yönetimi için ortaya koyduğu bu düsturu da iş hayatımızda, evimizde, sporda, sosyal ilişkilerimizde ve buna benzer birçok alanda bakış açımıza yön verecek bir girdi olarak kullanmamız yararımıza olacaktır.

çatışma2Durumu netleştirmek adına örnek vermek gerekirse; komşuları ile durmaksızın kavga eden bir aile reisini, rakip takım oyuncuları, hakem ve tribünleri ile her fırsatta dalaşan bir sporcuyu, iş hayatında temasta olduğu her noktada gerginlik oluşturan, çakışan bir çalışanı/yöneticiyi ne kendi ailesi ne ekip arkadaşları ne de çevresindeki kimseler tasvip etmezler.

Nemasını tartışmalardan, gerginliklerden, çatışmalardan, çakışmalardan çıkaran ve/veya çıkarmaya çalışan kimseler kısa vadede “kazanan” taraf olarak görünseler de, orta, uzun vadede ve genel toplamda kaybedenler olacaklardır.

Zira, gerginliğin olduğu bir ortamda istisnalar dışında hiçbir organizma ve mekanizma kendisini stabil, huzurlu, mutlu hissetmeyecektir. Durumun değişmesi ve şartların normale dönmesi için ortamın atmosferini dengelemeye çalışacaklardır.

Özellikle iş dünyasında ve profesyonel yaşamda dengeleri gözeterek çok çok zaruri olmadığı sürece çatışmalardan kaçınılmalıdır.

Günün Sonu:

Keskin sirke küpüne zarar!

2050′ye kadar.

9

2009 yılı içerisinde katıldığım Futurizm Okulu’ndan bu yana geleceği çok daha fazla düşünür oldum.
Geçenlerde oturup etraflıca düşünmeye, hayal etmeye, kurgulamaya vaktim oldu. Tabi, bu hayallerimi şekillendirebilecek kimi araştırmalar da yapmıştım.

Bu sayede oturdum ve 2050’ye kadar 10 ar yıllık arayla hayatımızda nelerin olabilip nelerin olamayacağını listelemeye çalıştım.

Tabi ki bunların hepsi tahmin ve birçoğu hayal. Ancak sizlerle paylaşmak istedim. Sizler de kendi fikirlerinizi, hayallerinizi, düşüncelerinizi paylaşırsanız pek güzel olur.

Bakalım ne kadar uçabilmişim. :)

2050’ye kadar hayatımızda neler artık yer almayacak:

2010-2020

  1. Kaybolmak
  2. Kiralık DVD, VCD dükkanları
  3. Faks Makinesi
  4. Telefon Rehberleri
  5. BlackBerryler
  6. Yazı tabanlı arama motorları
  7. 1. Dünya Savaşı gazileri
  8. Kasaplar

2020-2030

  1. Kütüphaneler
  2. Nakit para
  3. Web 3.0
  4. Masaüstü bilgisayarlar
  5. Paris Hilton
  6. Radyolar
  7. Ticaret Birlikleri
  8. Ücretsiz yollar
  9. 20 yaş dişi
  10. Ev – Araba anahtarları
  11. Fiziksel gazete

2030-2040

  1. Kanser
  2. Star Wars hayranları
  3. Microsoft
  4. Petrol
  5. Petrole bağımlı araçlar
  6. Avrupa Birliği
  7. Cüzdan
  8. Ulusal para birimleri
  9. Sınırlar
  10. Doğal doğum

2040-2050

  1. Körlük ve sağırlık
  2. Aids
  3. Google
  4. 2. Dünya savaşı gazileri

2050’ye kadar hayatımıza neler girecek?

2010-2020

  1. Giyilebilir bilgisayarlar
  2. E-gazete
  3. Yüz tanıma özelliği olan kapılar
  4. Yapay organlar
  5. Kullan-At cep telefonları
  6. Rüya yöneten uyku makineleri

2020-2030

  1. Kendi kendine gidebilen arabalar
  2. Güneş enerjili ulaşım araçları
  3. Bakıcı robotlar
  4. Robot askerler
  5. Sanal okullar ve mezunları
  6. Hidrojen istasyonları
  7. Outosurce hapishaneler
  8. Sentetik bakteriler
  9. Sanal gerçeklik pencereleri
  10. Batarya sorunu olmayan mobil cihazlar

2030-2040

  1. Uzay üretim tesisleri
  2. Kendini tamir edebilen materyaller
  3. Görünmezlik
  4. Sanal tatiller
  5. Bireysel atık kredileri
  6. 3D Faks
  7. Sanal gerçeklik hapları
  8. Dünya para birimi
  9. Biometrik kimlikler
  10. Suretler
  11. Nano ilaçlar
  12. Ortalama 120 yıl yaşam

2040-2050

  1. Beyin nakli
  2. Küresel vatandaşlık
  3. İnsan beyninin yedeklenebilmesi
  4. Küresel oy kullanma hakkı ve küresel vergi
  5. Web X.0
  6. Yasal insan klonlama

Günün Sonu:

Normal bir günün sonunu mu tahmin etmek zordur yoksa 10 yıl sonrayı mı?

Sonuc Herseydir.

2

Sakıp SabancıLisans eğitiminde bir hocamız, dersin birinde rahmetl Sakıp Sabancı hakkında şöyle bir aktarımda bulunmuştu:

Sakıp Ağa, kendisine sunulan yeni projelerin, atılımların, girişimlerin önce detaylarını dinler
hemen ardından şu önemli soruyu çalışanlarına sorardı:

“Günün sonunda ne yutacağız?”

Soru;

Gayet kısa ve net.

Anlaşılabilir ve cevaplanması zorunlu.sonuc

Kritik ve başarı kriteri.

Özet ama cevaplanması en zor.

İşaret ettiği zaman dilimi çok önemli: Günün Sonu.

Bana lagaluga yapma arkadaşım, ben, iş bitiminde nasıl bir kazanç elde edeceğim? Bana bunu söyle.

Güncel jargonla sonuç odaklı.

İşte iş dünyasındaki temel bakış açısı da tam bu şekilde. Sonuca odaklanmış durumda.

İş dünyasında da aynen futbolda olduğu gibi kimse iyi oynayana üç puan vermiyor ya da okuldaki gibi gidiş yolundan not alamıyorsunuz.

Sizi değerlendiren kişilere,

- ya ama ben bunu bunu çok iyi yaptım yine de proje battı,sonuc2
- ya ama satışlar çok iyi gidiyordu lakin krizi hesaba katmadık,
- ya ama nakit pozisyonumuz çok kuvetliydi fakat doviz kurları çok ani dalgalandı,
….. ya ama… deme gibi bir lüksünüz yok.

Zamanı dolduğunda hedeflenen, arzulanan, belirlenen noktaya ulaşamadıysanız “ya ama” sizi kurtarmaz.

Yutacağını iyi hesaplaman ve hesabını tutturmandır önemli olan. Sonuç sonuçtur, arta kalan ise teferruat.

Günün  sonu:

Gün sonları önemlidir :)

Otomobillerde Inovasyon

0

Karl Friedrich Benz’in ürettiği ilk otomobilden bu yana 120 yıldan fazla zaman geçmiş. Geçen zaman boyunca otomobillerin o günlerden bu günlere her anlamda ne kadar fazla yol kat ettiklerini aşağıdaki iki resme bakarak anlayabilirsiniz.

benz

mercedes-benz12

Otomotiv sektörünün büyüyen hacmi,  gelişen teknolojiler, artan güvenlik ve konfor gereksinimleri bu alandaki gelişmeleri tetikleyen en önemli etkenler olarak sıralanabilirler belki de.

Yaşanılan gelişmelere örnek verebilmek adına günümüz otomobillerinin çoğunda standart olarak bulunan ve bundan 20 yıl önce hiç hesapta olmayan kimi özelliklere göz atabiliriz.

Örnek olarak:

  • Otomatik kararan aynalar,
  • Yağmur, far, park sensörleri,
  • Hava yastıkları,
  • ABS, ASR gibi sürüş destek birimleri,
  • Yol bilgisayarları,
  • Navigasyon özellikleri,
  • Hız sabitleyiciler

gibi donanımlar sanırım yaşanan ilerlemeyi biraz daha görünür kılabilirler.

Pekala, bundan 10 yıl sonraki araçları ve bu araçların biz sürücü ve yolculara sunacakları konusunda biraz kafa yoracak olursak sizce nasıl bir resim çıkar ortaya?

Ben bu konuyu iki ayrı başlıkla ele almak istiyorum.

  1. Araçlar
  2. Yollar ve yol sistemleri

Kamuoyuna yansıyan bilgileri inceleyip bir araya getirince görünen o ki önümüzdeki yıllarda araçlar sürücülere çok daha fazla  yardımcı olabilecek donanımlara sahip olacaklar.

  • Yayaları algılayarak olası bir çarpışmaya engel olabilecek otomatik fren sistemleri,
  • Yol ve hava şartlarına göre öndeki araçla takip mesafesini otomatik olarak koruyabilecek sistemler,
  • Kendi kendine park edebilme özelliği (VW bu sistemi seri üretimde kullanıyor),
  • Yolun seyrine göre otomatik manevra kabiliyeti,
  • Mobil cihazlarınızla iletişime geçebilecek donanımlar,
  • Yol ve çevre şartlarını algılayıp bu bilgileri merkezi bir sisteme ya da diğer araçlara aktarabilme özellikleriAugmented Reality Örneği

gibi kimi yenilikler önümüzdeki yıllarda araçlarımızda kullanımımıza sunulacak kimi standart özellikler olarak karışımıza çıkacaklar.

Beni en çok heyecanlandıran ve merakımı uyandıran özellik ise araçlara Augmented Reality becerisinin kazandırılması olacak.

Örnek olarak, gecenin bir yarısı şehirlerarası bir yolda (dolayısıyla büyük ihtimalle kırsalda) ve yağmur yağarken araç kullandığınızı farz edin. Görüşün çok kısıtlı olduğu bu anda yola aniden bir hayvan fırlasın, siz görüp fark ettiğinizde ayağınızı ancak gaz pedalından kaldırabildiniz ve o hayvana çarpmaktan kaçamadınız. Hem bir can kayboldu hem de maddi hasar oluştu.

Peki aracınızın kızılötesi, gece görüşü ve termal algılayıcılara, bu alıcılardan gelen bilgileri yüksek kapasiteyle işleyebilen bir işlemciye ve işlenen bilgileri ön cama yansıtılabilen bir donanıma sahip olmasını ister misiniz?

Yukarıdaki kazayı bir de bu donanımların eşliğinde hayal etmeye çalışın lütfen.

bits-GM-custom4Karayoluna doğru ilerleyen o hayvanın ön camda belirgin bir şekilde görünmesi fikri size nasıl geliyor ya da yine aydınlatmanın çok yetersiz olduğu bir yolda yol çizgilerinin daha belirgin şekilde ön camda belirginleşmesi.

Navigasyon sisteminin ve haritanın sürücünün görüşünü engellemeyecek şekilde ön cama yansıtılması.

Yukarıdaki örnekler şu andaki teknolojik imkânlarla çok yakın zamanda gerçekleşmesi olası uygulamalar.

Şu anda augmented realitynin araçlara entegrasyonu konusunda General Motors ciddi anlamda Ar&Ge çalışmalarında bulunuyor. Elle tutulur çıktılar almış durumdalar. Bir üstteki ve aşağıdaki resimler bu uygulamaların basit örnekleri.bits-GM2-blogSpan

Araçların yanı sıra öncelikle güvenlik ve konfor açısından yapılan diğer çalışmalar ise yol ve yol sistemleri üzerine.

Bu sistemler özellikle trafiğin tek merkezden kontrol edilmesi ve araçların bir kontrol merkezi komutası altında seyir etmeleri üzerine kurulu.

Merkezi kontrolün yanı sıra araçların kendi başlarına merkezden, çevredeki diğer araçlardan ve kendi sensörlerinden aldıkları bilgileri işleyerek karar verdikleri sistemler üzerinde de çalışmalar mevcut.

Yol sistemleri üzerine ise ayrıca bir yazıyı yakın zamanda yazmayı planlıyorum. (Daha önceden yazdığım Güneş Paneli Yollar isimli yazı bu konu için önemli bir girdi içeriyor.)

Sonuç itibari ile ülkemiz ve dünyada her gün binlerce kişinin hayatına mal olan trafik kazalarına engel olmak ve seyir konforunu daha üst seviyeye çıkarmak için otomobil üreticileri ciddi kaynak harcıyorlar. Zaten yapılması gereken de bu.

Günün sonu:

Augmented Reality’nin arabamın ön camında olacağı günü iple çekiyorum.

2010′da Inovasyon

0

Boston Consulting Group (BCG), 2005 yılından bu yana dünya çapında üst düzey yöneticilerin katılımıyla bir inovasyon anketi düzenliyor.

Bu sene yaklaşık 1600 üst düzey yöneticiye gönderilen anketin ana çıktısı olarak 2010 yılında, küresel krizin en zor dönemlerine denk  gelen 2009’a oranla inovasyon için çok daha fazla yatırım yapılacağı bilgisi ön planda yer alıyor.

Anketi özetleyen raporda dikkatimi çeken diğer sonuçları ise şu şekilde:

  • Katılımcıların %72’si stratejik öncelik olarak inovasyonu 2010’da ilk 3’e yerleştiriyor.
  • Katılımcıların %84’ü inovasyonu ekonomik canlanmadan fayda sağlayabilmeleri adına en önemli etken olarak görüyorlar.
  • Katılımcıların %61’i 2010 yılında inovasyon bütçelerini arttıracaklarını belirtiyorlar.
  • 2009 yılına göre gelişmekte olan ülkelere yapılacak Ar&Ge yatırımlarında %4’lük bir düşüş ön görülüyor. (İnovasyon yatırımları 2009’a oranla gelişmiş ülkelerde olacak.)
  • Katılımcıların yarısından azı şirketlerinin inovasyon verimliliğini ölçme yöntemleri hakkında tatmin olmuş durumda. ( Sadece %41)

2009’a nazaran 2010 yılında inovasyon açısından daha parlak bir yıl olacağını ön görmek güç olmayacak. 2010 içinde küresel kriz havasından sıyrılmak ve oluşan yeni ekonomik dengelerden daha fazla fayda sağlamak adına kurumlar inovasyona çok daha fazla kaynak ayıracaklar.

Ayrıca, yapılan ankette2010 yılının ön görülen en inovatif şirketlerinin de listelendiği bir bölüm var.

Anketin bu bölümüne göre son dört yılda olduğu gibi bu sene de ilk sırayı kimselere kaptırmayan şirket elbette Apple. Yine son dört yılda Apple’ı en yakından takip eden isim ise Google.

Katılımcılara sorulan bir soru ise Apple’ı tahtından hangi kurumun edebileceğini beklediklerini sorguluyor.  Verilen cevaplar Microsoft, Google ve “hiç kimse” şeklinde. Hiç kimse cevabı dikkat çekici,  zira Apple’ın tahtının ne kadar sağlam olduğunu işaret ediyor.

2009’a oranla ilk 50 tablosunda dikkat çekici kimi yükselişler var.
20 sıra birden atlayarak 7.liğe yükselen LG,  33.lükten 12.liğe zıplayan Intel ve hemen arkasından 31. Sıradan 13.lüğe ilerleyen Ford Motor 2010 yılı için inovasyon adına ümit vaat ediyorlar.

İşte, 2010 yılı en inovatif şirketlerini listesi.

bcg

Kaynak: BCG 2010 Senior Executive Innovation Survey
Not: Sıralamalar, katılımcıların cevapları
(%80), şirketlerin yatırımcı kazançları (%10), gelir rakamları (%5) ve büyüme rakamlarının (%5) katılımıyla oluşturulan bir hesaplama sonucu şekillenmiştir.

Günün sonu:

Yine, yeniden inovasyon krizden çıkış anahtarı durumunda.

BCG Innovation 2010 Raporuna ulaşmak için tıklayınız.

Dis Macunu Artik Kavga Sebebi Olmayacak

0

“Yenilik ve yenilikçilik”, bu konseptlerin en güzel yanı dünya üzerindeki tüm alanlara istisnasız olarak uygulanabiliyor olmaları. Ve bir sınırlarının olmaması.

Gelişmenin ve geliştirmenin sonsuza kadar devam edilebilecek nitelikte olmaları beni  her daim çok heyecanlandırıyor doğrusu.

Buyrun size çok güzel bir örnek. Bu örnek daha önce yazdığım yumuşak yenilik (Soft Innovation ) konusuna da hizmet edecek cinsten.

Günlük hayatımızda her an karşımıza çıkan konulara yeni ve basit bir bakış açısı getiren bu tarz yumuşak yeniliklere tabiri caizse “Bayılıyorum”.

Çift kapaklı diş macunu tüpü. Böylece, evde diş macununu ortadan sıkma sorunun önüne rahatlıkla geçilebilir ;)

20100218701

“Iste Bu” Dedirtenlerden…

3

Günlük hayatımıza farklılık getiren yenilikler benim gerçekten çok çok hoşuma gidiyor.
Her an, her yerde karşımıza çıkan ve derinlemesine kabullenilmiş olan durumlara farklı gözlerle bakılması
İşte Bu!!” dedirtiyor.

Nette veya başka kaynaklarda karşılaşıp beğendiğimiz birçok İşte Bu var aslında. Bu, İşte Bu’lara güzel bir örneğe rastladım yakın zamanda. 

201001211301Solda yer alan resme bakınca birinci planda göz alıcı bir araba görüyorsunuz değil mi?  (Resimlerin büyük boyutları için üzerlerine tıklayabilirsiniz.)

Tabi, arabanın park ettiği sofistike çevre de hemen ardından dikkatimizi çekebilecek ikinci unsur bence.

Ancak devam eden resimlere bakınca konunun esas oğlanı olarak park yeri ve mekanizması boy göstermeye başlıyor. (Diğer resimler yazının sonunda.)

Bahçenizde aracınıza ait bir kapalı garaj. Hem de sıfır alan kaplayacak şekilde.

İnovatif ve takdire şayan bir uygulama.

Tamam, çoğumuzun bahçeli bir evi yok ama bu eksikliğimiz, hasete düşüp, bu başarılı yeniliği göz ardı etmemize sebep olmamalı. : )

Yerden kazanç, aracınız için kapalı garaj konforu, hırsızlığa karşı önlem ve etkileyici bir tasarım.

O halde, alkışlar bu işin yaratıcısına gitsin.

Günün sonu:

Bahçeli bir evim olursa neden böyle bir kapalı garajım olmasın. : )

 

201001211302

201001211303201001211304

Page 1 of 512345

Son Yorumlar

fikiriscisi@facebook