Feedback

Perakendecilikte Inovasyon

0

Oyuncak ayıları düşünün…

Bir oyuncak ayıyı diğerlerinden ayırt edecek şekilde nasıl başkalaştırabilirsiniz? Ya da aynılaşmasına nasıl engel olabilirsiniz?

Envayi çeşit cevabı olabilir bu soruların.
Bu cevapların belki de en inovatifini Amerika’da bir girişimici bulmuş ve hemen hayata geçirmiş.

Cevap kısaca şu mantığı içeriyor: “Kendi ayını kendin yap”
Konuya detaylandırmak gerekirse bahsi geçen örnek bir oyuncak ayı mağazaları zinciri.

Bu mağazaya ayıcığınızı yapmak üzere giriyorsunuz ve ilk adım olarak öncelikle içi boş ayıcığınız seçiyorsunuz.

Devamında ayıcığınız vereceği sesli mesajı ufak bir cihaza kaydedip boş ayıcığın içine atıyorsunuz.
Sıra sevimli arkadaşınızın içini doldurmaya geliyor ve mağazada bulunan alanda ayıcığınızın yumuşaklığını kendiniz ayarlıyorsunuz.

Can alıcı noktalardan biri olarak ayıcığınızı dikmeden önce içine bir adet “kalp” atıyorsunuz ; )

Bir sonra ki adımda ise SPA alanında ayıcığınızı yıkayıp yumuşatıyorsunuz.

Son noktaya az kaldı ancak önce bu güzel ayıcığa bir doğum sertifikası vermek lazım.

Sistemin verdiği ID ile bu ayıcığı kaydedip adını kulağına üflüyorsunuz ; )
(Türk versiyonu olsa adını böyle koyardık herhalde)

Son adım olarak sayısız kombinasyondan istediğinizi seçerek ayıcığınızı giydiriyorsunuz.

Zaten giydirmeme gibi bir şansınız yok çünkü mağazadan çıplak bir ayıcığın çıkması etik olarak aykırı kabul ediliyor.

Ve işte size özel, ellerinizle yaptığınız ayıcığınız kollarınızda.

Yılda birkaç kere ise bu ayıcıkların sahipleri bir araya gelerek partiler düzenleyip deneyimlerini paylaşıyolar.

Alın size müşteri bağlılığı.

Gerçekten bu kadar çok birbirinin aynısı örnek varken ayıcık satmak için inanılmaz bir inovatif yöntem. Çok çok farklı bir deneyim.

Birkaç adım değil fersah fersah öte yenilikçi bir düşünce.

Feyz alınması gerekir : )

Günün Sonu:

İnovasyonu sürece taşıdığınızda bir taşla çok tane kuş vurabiliyorsunuz…

Yumusak Yenilik

0

Birebir çeviri: Soft Innovation >> Yumuşak Yenilik

2000 li yıllar ile birlikte literatüre tam anlamıyla yerleşen bir terim…
Aslında üzerine ciddi anlamda gidilmesi gereken, uğraş verilmesi gereken önemli bir nokta.

En önemli avantaj ise temelde küçük firmaların çok çok az paralar harcayarak yeniliğin yumuşak olanının
nimetlerinden faydalanabiliyor olmaları.

Çok kısa bir tanımlamayla var olan bir ürünün veya servisin fonksyonelliği üzerinde değilde görünüşü, müşteriye sunuluşu, paketi gibi fonksyonalite dışı özellikleri üzerinde yapılan değişiklikler denebilir.
Ürününüzün veya servisinizin üzerinde bir nevi estetik operasyon aslında. ; )

Yumuşak yenilik kitap, müzik, bilgisayar oyunları gibi sektörlerde çok sık rastladığımız bir uygulama olarak göze batmakta.

Ülkemizde ise – her ne kadar finansal enstrümanlar için yumuşak yeniliğe uzaktır densede – yumuşak yeniliğe bence en güzel örnekleri Garanti Bankası veriyor.

Kredi kartının üzerine ayna yerleştirmek ya da kredi kartını cep telefonun arkasına yapıştırmak… Her ikisi de yumuşak yenilik için gerçekten nadide örnekler… Bu bankanın ürünlerini ve servislerini detaylı incelerseniz daha fazla örnek bulmakta hiç zorlanmazsınız..

Görünen o ki üzerinde kafa patlatırsanız bu iş o kadar da zor değil. Sadece biraz uçuk-kaçık ve bu fikirlere açık olmak gerekli..

Günün sonu:

Yenilikçi olmak için çok büyük olmaya gerek yokmuş… Uçuk – Kaçık – Açık olmak yeterliymiş..

Ki burada yapilmisi var..

0

Yenilikçi bir fikri üretmek mi yoksa satın almak mı?

Sermayeyi hangisine yüklemek daha mantıklı sizce?

Ar-Ge faaliyetlerine hız kazanadırmak, bu faaliyetler için yavru şirketler kurmak, yenilikçiliği kurum içinde teşvik etmek, geri dönüşü hiç bir kesin kaideye dayanmayan araştırmalara para akıtmak…

Ya da “ki burada yapılmışı var” diyerek satın mı almak?

Her yenilik peşinde bir sürü bilinmezi -riski- taşımakta.. Bu durumda büyük firmalar bu riski taşıyıp olası olumsuz durumlarla yüz yüze gelmek istemiyorlar… Yeniliğin yürüyüp yürümeyeceğini küçüklerin denemesini bekleyip eğer ki yürürse küçükleri bünyelerine katmayı daha uygun buluyorlar.
Bir nevi riski başkasına taşıtıp karşılığını -para, para, para- veriyorlar..
Günümüz yazılım dünyasında bu konuya bir çok örnek bulabilirsiniz.

IBM’in Cognos’u, SAP’nin Business Objects’i satın alması bu konuya verilebilecek en net ve sıcak örneklerdir aslında..

Satın alınan yeniliklerin geliştirilmesi ve pazara daha kuvvetli bir şekilde sunulabilmesi ise büyük kurumlarca çok daha etkin bir şekilde yapılmakta. Bu durumda ayrıca ele alınmalı ve incelenmeli aslında.

Günün sonu:

Ne kadar az bürokrası o kadar çok yenilik…

Liderin Kibari Olur Mu?

0

Hemen ayna bir soruyla konuyu kortun diğer tarafına plaseleyeyim…

Kaba adamdan lider olur mu?

Olmaz mı? Çoğu “lider” geçinip kitlelere yön veren er kişiler statülerini yeri geldiğinde kabalaşarak korumuyorlar mı?

İşte bu noktada liderin kibarının olup olmayacağı veya kibar lider nasıl olunur soruları kıymete biniyor.
Baker ve O’Malley isimli iki akademisyen bu işin kitabını yazmışlar ve kibar kibar nasıl liderlik edilir anlatmışlar. Kitabın adı “Leading with Kindness”.

Kitapta yazarlar elbetteki kibar liderlerin yumuşak kişilikleri olduklarını öne sürmüyorlar. Sadece yeterli donanımla sert bir üslup yerine liderlerin tebaalarına nasıl kibar yöntemler ile yol çizeceklerinin detaylarına iniyorlar.

Araştırma tabanlı olan bu kitapta yazarların altını çizdiği kimi noktalar var:

  • Kibar Liderler Çerçeveleri İyi Belirlerler: Çalışanlarının beklentilerini; sınırları net çizerek, davranışları standardize ederek, ulaşılması heyecanlı ama zorlu hedefler koyarak ve kurumsal değerleri iyi kurgulayarak takviye ederler.
  • Kibar Liderler İyi Yorumcudurlar: Her bir çalışanın ve kurumun genel yapısının ne kadar düzgün iş gördüğü konusunda gerçekçi geri bildirim yaparlar. Her bireye değişme adapte olma konusunda ve sarf ettikleri çabanın dişe dokunması konusunda yardımcı olurlar.
  • Kibar Liderler Muktedir Kılarlar: Hesaplanmış risklerin kişilerin bireysel hatlarından korunarak üstlenilmesini sağlarlar. Olumsuzculukla savaşır gelişme ortamı yaratırlar.

Genel geçer söylemlerden uzak yazılan kitap kibarlıkla liderlik yapılabilmesi için altı davranış biçimine dikkat edilmesi gerektiğini belirtiyor.

  • Şefkat: Çalışanların, her gün karşılaştıkları zorluklar ve problemlerle ilgilenmek.
  • Doğruluk: Belirlenen değerlere bağlı davranmak ve verilen sözleri tutmak.
  • Kadir Bilme: Herkesin işlerin yolunda gitmesi için sarf ettiği emeği takdir etmek.
  • Samimiyet: Kendi olduğu hakkında dürüst olmak ve tribünlere oynamamak.
  • Tevazu: İyimserliği gerçeklik ile dengelemek ve hatanın sorumluluğunu üstlenmek.
  • Espri: Gülümsemenin gücünü olası evhamları yok etmek ve grup bağlılığını desteklemek için kullanmak.

Farklı bir bakış açısı olması sebebiyle tavsiye edilebilir bir kaynak olduğu ortada.
Sipariş vermek isterseniz internette birçok çevrimiçi kitap mağazasında bulabilirsiniz.

Günün Sonu:

Her şey insana verilen değerde bitiyor. Konu alış-veriş değil veriş-alış meselesi…

Fikir Tohumlarini Yesertmek

0

Adeta bir ağaç gibidir yeni bir fikir…

İlk filizlenmeye başladığında kırılgan ve her türlü dış etkenden çok kolayca etkilenebilir bir durumdadır. Ancak gerekli kaynaklara ulaşabilirse bir ormanı oluşturabilecek yeni tohumların (fikir kıvılcımlarının) ev sahipliğini çok rahat yapabilir.

Nedir toprakta ksıa bir süre önce tohum çatlatmış filizi ezecek dış etkenler? Birinci sırada yersiz eleştiriler var. Hemen arkasından ön yargı koşar adımlarla gelmekte, 3. sırada ise regülasyonlar ve kurumsal yapılar yer alır diyebiliriz heralde…

Bu ezici etkenlere karşı nasıl bir koruma altına alabiliriz narin fikrimizi? Bir kere her şeyden önce bu yeni filizlenen fikri bir grup destekleyici bireyle birlikte ele almalıyız. Farklı arka planlara ve bakış açılarına sahip bu arkadaşların destekleyici olmaları ise en büyük olmazsa olmazdır. Çünkü yeni fikirler bir başka yeni fikir ile hava da çarpıştığı esnada filizin kökleri daha kuvvetli bir biçimde toprağa sarılmaya başlar.
Bu durumda yeni fikir çok daha sağlam, anlaşılabilir ve uygulanabilir bir yapıya sahip olur.

Ancak filize can suyu verecek olan etken ise bu “destekçi” ekibi yönlendirecek bir lider olacaktır.
Yaratıcı ekibi yönlendirecek liderin her şeyden önce “tutku”ya sahip olması gerekir.
Tutklu bir biçimde yaratıcı ekibi besleyecek olan lider destekleyici fikirlerin havada çok daha fazla ve farklı şekilde çarpışmasını sağlayacak ve geleceğin fikir ormanı için çok daha fazla tohum serpiyor olacaktır.

Günün sonu:

“İyi” yeni fikirler çok nadiren TEK kişiden çıkar…

Page 5 of 512345

Son Yorumlar

fikiriscisi@facebook