Feedback

Augmented Reality ve Kontak Lensler

2

Daha önce birkaç kere yazdım.

Augmented Reality (AR) ve Kontak Lensler.

1. Yazı: Baktigim Her Yerde Bilgi Var

2. Yazı: Teknolojik His

Bu iki konseptin bir araya gelme fikri beni gerçekten çok heyecanlandırıyor. Heyecanlanma sebebim ise, bahsi geçen olguların etkin entegrasyonları. Dünya üzerinde sayısız konuda iş yapış şekillerimizin, alışkanlıklarımızın, kökten değişmesine yol açacak olması.

Aklıma bir çırpıda gelen değişiklikleri sıralamadan önce, çok yakın zamanda kontak lens piyasasına sürülen ticari bir üründen bahsetmek istiyorum.

İsviçre’nin Lozan şehrinde faaliyet gösteren Sensimed isimli kuruluş; şeker hastalığının, hastaların göz sinirleri üzerindeki tahribatını ölçebilmek için mikroteknolojik yöntemlerle yeni bir kontak lens üretti. Bu lens; 24 saat içerisinde hastalığın optik sinirlere uyguladığı basınç değişikliğini ölçerek, topladığı verileri bünyesindeki anten sayesinde kaydedici üniteye gönderiyor.

İhtiyacı olan enerjiyi ise; kaydedici ünitenin RFID anteninden kablosuz olarak sağlıyor.

Sonuç itibariyle; bu kontak lens, kablosuz olarak enerji alıp, veri gönderebilecek seviyede ve şu anda piyasada ticari bir ürün olarak satılmakta.

Demek istediğim; bu konu artık bir teori, hayal, konsept ya da prototip değil. Gerçeğin ta kendisi!

Ayrıca, aynı firma, görüntüyü LED’ler aracılığıyla optik lenslere aktarmaya çalıştığına dair bir açıklama da yapmış.

İşte benim asıl beklediğim nokta da, tam bu konu.

Haydi biraz hayal gücümüzü sıkıştıralım. ‘Kontak lens ve Augmented Reality’ işbirliğinden etkilenebilecek alanlar hakkında aklıma ilk gelen örnekler şöyle:

  • Senfoni orkestrası sanatçıları, artık konser esnasında önlerindeki notalara bakmak zorunda olmayacaklar. Çünkü notalar baktıkları heryerde olacak.
  • Araba kullanırken; dikiz aynalarına, yol bilgisayarına, hız göstergelerine veya navigasyon cihazına bakmak için gözümüzü yoldan ayırmamıza gerek kalmayacak.
  • Mobil cihazlarımızın ekrana bağımlılığı kalmayacak. Bu sayede, pil tüketim oranları ciddi anlamda düşecek.
  • Bir toplantı anında ihtiyacımız olan bilgiler, kimse farketmeden gözümüzün önünde olacak.
  • Sunum yaparken, perdeye ya da bir başka ekrana bağımlılığımız kalmayacak.
  • Penaltı kullanan futbolcu; rakip kalecinin önceki penaltılarda hangi köşeyi daha çok kapatmaya çalıştığı bilgisine, istatiksel olarak erişicek.
  • Öğrencilerin, sınav esnasında kopya şansları artacak.
  • Sinemalarda 3D gözlüklerin dağıtılmasına gerek kalmayacak.
  • Belki de, gözler artık sevgililere yalan söyleyebilecek.
  • Basılı dökümanlara gerek kalmayacak. İndireceğimiz e-kitapları istediğimiz heran okuyabileceğiz.
  • Görme özürlüler için büyük kolaylıklar sağlanabilecek.

Belki de, yukarıda sıraladığım işlemler için gözümüzün açık kalmasına dahi gerek kalmayacak.

Sadece 3-5 dakika içerisinde aklıma gelen bu maddelere, yenilerini eklemek çok çok basit. Bir defa istenen görüntü taşınabilir olsun. Devamı çorap söküğü gibi gelecektir.

Elbette bu teknoloji, birçok temel düzeni sarsacak ve kuralların yeniden yazılmasına sebebiyet verecek.

Örnek olarak öğrencilerin sınav yöntemlerinin; bilgiye dayalı bir şekilden, bilginin işlenmesine dayalı yöntemlere taşınması gerekecek.

Zira, tüm öğrenciler, gerekli teçhizatlarla, bilgiye anlık ulaşabilir durumda olacak. Aralarındaki farkı ise; doğru bilgiyi bulabilme, bulunan bilgiyi analiz edip işleyebilme ve çıktıları ihtiyaç yönünde etkin şekilde kullanabilme yeteneği oluşturacak.

Sonuç itibariyle benim öngörülerim; bu teknolojinin günlük hayatta, yukarıda örneklerini verdiğim alanların kimilerinde ve çok basit uygulamalarla, 2015 öncesinde kullanılabilir olacağı yönünde.

AR ile başlayacak yeni sürece ayak uydurabilecek olanlarımız, rakiplerine karşı çok ciddi bir rekabet avantajı sağlayacak.

Peki; sizden yukarıdaki örneklere katkıda bulunmanızı istesem, ne dersiniz? Var mı aklınıza gelen birkaç farklı uygulama alanı?

2010′da Internet

0

İnternet artık hayatımızın odak noktası. İster profesyonel, ister sosyal hayatımızda internet olmadan anı geçirmek, gerçekten çok zor.

Bakalım bu kadar önem taşıyan internet aleminde geçtiğimiz yıl neler olmuş. Kimi istatistikler beni gerçekten şaşırttı.

E-Posta

  • 2010 içerisinde gönderilen e-posta sayısı: 107 Trilyon
  • Günlük e-posta sayısı: 294 Milyar
  • Dünya çapındaki e-posta kullanıcılarının sayısı: 1.88 Milyar (2010′da 400 milyon yeni kullanıcı)
  • Günlük spam mail sayısı: 262 Milyar (Toplam mail sayısının %89.1′i.)
  • E-posta hesap sayısı: 2.9 Milyar (%25′i kurumsal )

Web Siteleri ve Alan İsimleri

  • Aralık 2010 itibariyle web sitesi sayısı: 255 Milyon
  • 2010′da açılan web sitesi sayısı: 21.4 Milyon
  • ‘.Com’ , ‘.Net’,  ’.Org’ uzantılı alan adları sayısı: 88.8 Milyon, 13.2 Milyon, 8.6 Milyon

Internet Kullanıcıları

  • Dünya çapındaki internet kullanıcılarının sayısı: 1.97 Milyar
  • 2010′daki artış miktarı: %14
  • Asya: 825.1 Milyon
  • Avrupa: 475.1 Milyon
  • Kuzey Amerika: 266.2 Milyon
  • Latin Amerika: 204.7 Milyon
  • Afrika: 110.9 Milyon
  • Orta Doğu: 63.2 Milyon
  • Avustralya: 21.3 Milyon

Sosyal Medya

  • Blog sayısı: 152 Milyon
  • Twitter’dan gönderilen tweet sayısı: 25 Milyar
  • Yeni Twitter hesap sayısı: 100 Milyon
  • Eylül 2010 itibariyle Twitter hesap sayısı: 175 Milyon
  • Facebook hesap sayısı: 600 Milyon,
  • 2010′da Facebook’a katılan kullanıcı sayısı: 250 Milyon
  • Facebook’ta paylaşılan aylık ortalama içerik sayısı: 30 Milyar

Video ve Fotograflar

  • Youtube’da bir günde izlenen video sayısı: 2 Milyar
  • Youtube’a dakika başı yüklenen videonun toplam süresi: 35 Saat
  • Facebook üzerinden izlenen aylık video sayısı: 2+ Milyar
  • Facebook’a yüklenen aylık video sayısı: 20 Milyon
  • Flickr’da saklanan fotoğraf sayısı: 5 Milyar
  • Flcikr’a dakikada yüklenen fotoğraf sayısı: 3000+
  • Facebook’a yüklenen aylık fotoğraf sayısı: 3 Milyar
  • Facebook’a yüklenen yıllık  fotoğraf sayısı: 36 Milyar

Rakamlara bakıldığında; internetin kocaman bir derya olduğunun ve içerisinde gerçekten çok büyük bir içerik barındırdığın farkına daha iyi varıyor insan.

Bu detaylı istatistikleri edindiğim kaynak: ‘Pingdom.com’.

Orjinal yazının linki ise: http://royal.pingdom.com/2011/01/12/internet-2010-in-numbers/

Daha detaylı bilgiye ve onların kullandıkları kaynaklara da, yukarıda yer alan linkten erişebilirsiniz.

IBM’in 2015 icin 5 ongorusu

0

IBM, geçtiğimiz günlerde, önümüzdeki beş yıl içerisinde insanların yaşama, çalışma ve sosyal hayat biçimlerini değiştirmesi potansiyeline sahip, beş farklı teknolojik inovasyon öngürüsünü açıkladı.

Bu yıl beşincisinin açıklandığı beş maddelik ve beş yıllık öngörüye verdikleri isim ise:

‘Next Five in Five!’

Liste şu şekilde:

  • Arkadaşlarınızla 3D olarak etkileşime geçeceksiniz.
  • Nefes alan piller üretilecek.
  • Gezegenimizi kurtarmak için bilim adamı olmaya gerek kalmayacak.
  • Ev-iş arası yolculuklarınız kişiselleşecek.
  • Bilgisayarlar şehrin yardımcı enerji kaynakları olacaklar.

Şimdi gelin yukarıda sıralanmış maddeleri raporda yazıldıkları şekilde biraz detaylandıralım.

Arkadaşlarınızla 3D olarak etkileşime geçeceksiniz:

3D filmlerin sinema salonlarından evlerimizin salonlarına giriş yaptığı şu günlerde 3D ve holografik kameralar da, çok daha sofistike ve minyatür boyutlara ulaşmaya başlıyor. Gelişen bu teknoloji sayesinde, artık cep telefonları ekranlarının ve kameralarının sahip olacağı yeni 3D becerileri sayesinde; insanların görsellerle etkileşimi, sevdikleriyle iletişimi ve web dünyası kullanımları, alışkanlıklarımızın çok daha üstünde şekillenecek gibi görünüyor.

Bilim adamları ayrıca verilerin 3D olarak modellenmesi ve görselleşmeleri üzerinde de çalışmaktalar. Mimari tasarımların bir adım daha içine girmek, bir salgının yerküre üzerindeki dağılım haritası veya sosyal ortamlarda trend konuların görselleştirilmesi gibi birçok farklı alanda, 3D modellemeye gidilmesi konusunda çalışmalar hızla devam etmekte.

(Verinin çeşitli yöntemlerle 3D hale getirilmesi hakkında Nisan 2009’da yazdığım bir yazıya buradan ulaşabilirsiniz.)

Nefes alan piller üretilecek:

Hepimiz diz üstü bilgisayarlarımızın şarjlarının gün boyu gitmesini istemişizdir. Cep telefonumuzun şarjlarının ise vücut hareketlerimiz ile yeniden dolmasını, yine birçoğumuz hayal etmişizdir.

IBM araştırmacılarına göre; önümüzdeki beş yıl içerisinde transistor ve pil teknolojileri alanlarında gerçekleşecek yenilikler ile pillerin ömürleri on kata kadar artacak. Hatta daha iyisi; kimi durumlarda küçük cihazlar, pillere dahi ihtiyaç duymaz hale gelecek.

Bugün kullandığımız ağır lityum-ion pillerin yerine, bilim adamları soluduğumuz hava ile etkileşime geçerek, enerji üretebilecek piller üzerinde çalışmaktalar.

Gezegenimizi kurtarmak için bilim adamı olmaya gerek kalmayacak:

Herbirmiz bir bilim adamı olmasak da, hepimiz yürüyen sensörler olacağız. Beş yıl içerisinde telefonlarımızdaki, arabalarımızdaki, cüzdanlarımızdaki algılayıcılar çevre şartları hakkında bilgileri toplayarak, bilim adamlarına çevremizin gerçek zamanlı bir resmini sunabilir hale gelecek. Hatta bu verilere bireylerin twitter mesajları da ciddi girdiler sağlayacak.

(GE’nin bu konudaki çalışmaları hakkında Nisan 2009’da yazdığım diğer bir yazıya da buradan ulaşabilirsiniz.)

Bu sayede bireyler; küresel ısınma ile savaş, yok olmaya yüz tutmuş türleri koruma, istilacı bitkilerin tespiti gibi konularda mücadele için de, kendilerine yer bulacak konumda olacaklar.

Ev-iş arası yolculuklarınız kişiselleşecek:

Sabah-akşam gidip gelmek zorunda olduğunuz yol üzerinde hiç trafik sıkışıklığı, yol inşaatı, yoğun yolcu yükü olmadığını ve bu sayede işe geç kalma gibi bir derdinizin olmadığını düşünün.

Önümüzdeki beş yıl içerisinde yeni matematiksel modeller kullanan IBM analiz teknolojileri sayesinde, aynı anda birden fazla senaryo incelenecek ve bir noktadan diğer bir noktaya ulaşımın en verimli rotası çizilecek. Bu analizlerde trafik kazaları, yolcu lokasyonları, yapılan ve planlanan yol inşaatları, haftanın en yoğun günleri, ortalama mesai saatleri, trafiği etkilemesi olası lokal olaylar, alternatif ulaşım yolları, park imkanları ve hava durumu gibi girdiler incelenecek.

Ayrıca yeni analiz sisteminin en önemli özelliği ise öğrenebilme yeteneği olacak. Bu sayede geçmiş datayı incelerken, zaman içindeki tecrübelerini de hali hazırdaki verilerle harmanlayabilecek.

Bilgisayarlar şehrin yardımcı enerji kaynakları olacaklar:

Bilgisayarlar ve veri merkezleri alanlarında gerçekleşen inovasyonlar sayesinde sistemlerin ürettikleri sıcaklıklar, kışın ısınma yazın ise serinleme amaçlı kullanılacak.

Örnek vermek gerekirse; bir veri merkezinin kullandığı enerjinin ortalama olarak %50’si, klimalar tarafından kullanılılıyor. Sistemleri soğuk tutabilmek için ortamdan uzaklaştırılan sıcak hava ise direkt olarak atmosfere salınarak, ziyan ediliyor.

Araştırmacılar, bu tarz enerji israflarını verimli alanlara yöneltmek için yeni teknolojiler üretmek için çalışıyorlar.

Örneğimizde belirtilen ziyan olacak sıcak havayı çok verimli şekilde kullanabilecek yeni çipler vasıtasıyla, su veya ortam ısıtabilecek üniteleri kullanmamız önümüzdeki beş yıl içersinde mümkün olacak.

Bu yıldan bakınca; 2016’ya kadar olacak değişiklikler, IBM insanlarınca özetle bu şekilde öngörülmekte.

Bakalım seneye yayınlanacak ‘Next Five in Five’ta neler olacak?

Yeni nesil tercume!

0

Augmented Reality denince ve bu alanda yeni bir uygulama görünce gerçekten çok heyecanlanıyorum.

Hele bir de bu uygulamalar iPhone üzerinden tecrübe ediliyorsa benim için çok daha fazla dikkat çekici oluyorlar :)

İşte bu alanda karşılaştığım en son AR aplikasyonu.

Word Lens!

Görür görmez deneyeyim dedim. App Store’a girip uygulamayı aratınca ücretsiz olduğunu görmek çok daha fazla keyif verdi ilk başta.

Ancak gelin görün ki ücretsiz versiyonunda sadece orjinal yazının tersten yazılmışını getiriyormuş. İSP-İNG sözlük için ise 4.99 USD bir bedel talep ediyor.

Değer mi derseniz, bence kesinlikle değer!

Buyrun videosunu izleyin. Siz de merak ederseniz en azından ücretsiz versiyonunu indirerek deneyin derim!

Augmented Reality ile alakalı ilginizi çekebilecek yazılar:

Teknolojik His

Baktığım Her Yerde Bilgi Var

AR ve Pazarlama

Havaalani Pusulasi

4

Havaalanları ne kadar büyük ve karmaşık mekanlardır değil mi?
İçlerinde çeşitli milletlerden farklı alışkanlıkları, farklı dilleri, farklı duyguları olan çok sayıda insanı misafir ederler.

Seyahatin verdiği zihin yoğunluğu, taşımakta olduğunuz yükün yorgunluğu gibi işinizi zorlaştıran etkenlerle birlikte bu yabancı yerde yolunuzu, yönünüzü bulmak hayli güç olabilir.

Bu güçlüğü çözmek için Uzak Doğu’lu adem oğulları resimde göreceğiniz yenilikçi yöntemi önermekteler.
RFID teknolojisini  –yakın zamanda hayatımızda çok daha fazla yer alacağını şu günlerdeki TV reklamlarıyla daha net anlayabilirsiniz- kullanarak ürettikleri bu inovatif çözümün yaygınlaşması özellikle yabancı dil sorunu yaşayan insanların havaalanı tecrübelerini çok daha kolaylaştırabilir.

Çözüm çok basit; Uçuş katınızda yer alan çip havaalanına yayılmış RFID vericileri ile konuşarak yerinizi tespit ediyor. Uçuş kartı üzerinde yazılı olan kapı bilgileri ile bulunduğunuz yeri karşılaştırarak kapının yönünü yine uçuş kartı üzerinde yer alan pusulada işaret ediyor.

Elbette bu basit çözümde altyapı ve işletme maliyetlerinin yükünü kimin üstleneceği de önemli bir detay.

Havayolları? Havaalanı işletmecileri? Yolcular?

Bakalım ne zaman uçuş kartları üzerinde görebileceğiz bu tarz inovatif çözümleri?

Fikir sahipleri: Kang Eun-Kyung and Park Ji-Eun

Sen yuru tramvay gitsin

0

Modern çağın getirisi olan hemen her şeyin en temel ihtiyacı, enerji.

Bu bağlamda; yeni cihazların, araçların, yetenekleri gelişirken ihtiyaç duydukları enerji miktarları da azalıyor. Diğer yandan da enerji kaynaklarının verimlilikleri artıyor.

Örnek olarak; ilk kullandığımız yıllarda Ericsson 337’nin şarj süresi 15-16 saatten fazla sürmezdi. Bugün kullandığımız iPhone’ların da şarjları 1 gün civarı gidiyor. Her iki cihazın yetenekleri ve pil boyutları yan yana konulduğu taktirde, geçen zaman içerisinde ne kadar gelişme sağlandığını gözlemleyebiliriz.

Ancak gelinen nokta yeterli değil. Cihazlar gelişmeye, daha fazla özelliğe sahip olmaya  devam ediyorlar. Bu gelişmelerin sonucu olarak da daha verimli enerji kaynaklarına ihtiyaç duyuyorlar. Elbette, sadece mobil cihazlarla sınırlı değil enerji kaynağı sorunu.

Sonuç itibariyle enerji verimliliği ve çeşitliliği üzerine durmaksızın çalışmalar yapılmaya devam ediliyor.

Ufak bir araştırma ile internette birçok örneğe rastlanılabilir.

  • Titreşim yolu ile enerji üreten piller
  • Radyo dalgalarını enerjiye dönüştürebilen cihazlar
  • Güneş enerjisini kullanmayı planlayan kara yolları, vs…

İnsanların adımlarını kullanarak enerji üretme fikri de, yenilikçi enerji üretim yöntemlerinden biri olarak dikkatimi çekmişti.

İnsanların yürürken üzerinden geçtikleri zeminde oluşturdukları titreşim ve basınç değişimi ile enerji üretmeyi planlayan bir kurgu aslında. Günümüz dünyasında küçük çaplı uygulamaları da var.

Bu inovatif enerji üretim yöntemini günde 2-3 milyon kişinin ziyaret ettiği İstiklal Caddesi’ne uygulasak ve üretilen

enerji ile tarihi tramvayı işletsek nasıl olur sizce?

(Elbette ki yatırım maliyeti, fizibil olup olmadığı, tanıtıma sağlayacağı artılar gibi soruların mantıklı cevapları olduğunu varsayarak :) )

Finansal Takip

0

Daha önce yazdığım bir yazıda (2050’ye Kadar) 2020 – 2030 yılları arasında fiziksel paranın kalmayacağı yönünde fikrimi ortaya atmıştım.

Gelişmelere bakılırsa bu tahminimin tutarlı çıkması çokta zor görünmüyor.

Ülkelerin finansal politikaları, finansal kuruluşların stratejileri ve teknoloji firmalarının yenilikleri ortada elle tutulur paranın kalmayacağını işaret etmekte.

Yakın zamanda Silikon Vadisinde gerçekleştirilen yarışmada en iyi start-up şirket ödülünü kazanan Dynamics Inc.’in lansmanını yaptığı Card 2.0 isimli kredi kartı, kişisel bankacılık alanındaki kuralları değiştirmeye aday bir buluş konumunda.

Bu kredi kartı, üzerinde şifre butonlarını bulundurabiliyor, aynı anda birden fazla karta dönüşebiliyor, güvenlik için kart numarasını (numaralarını) saklayabiliyor, vs…

Ödül olarak 1M USD’yi kapan şirket bakalım bu yaratıcı fikri iş fikri olarak kullanabilecek mi?

Bu gelişmeyle paralel olarak ülkemizde de uygulanacağı hakkında haberlerin yaygınlaşmaya başladığı yeni nesil kredi kartı hakkında 2 sene önce yazdığım yazıya da bir göz atın isterseniz. (Online Güvenli Alışveriş)

Ayrıca bir başka ödeme aracı olarak kullanılması olası cep telefonlarının da (NFC teknolojisi ile) en geç bir yıl içerisinde ülkemizde kullanılmaya başlanacağının bilgisini de vermiş olayım.

Bundan 10-15 sene öncesine oranla çok daha fazla ödeme aracımız ve bireysel olarak kullanabileceğimiz finansal ürünler var hayatımızda.

Kredi kartları, vadeli/vadesiz hesaplar, bonus, puan, altın ,vs biriktiren hesaplar ve kredi kartları, temassız ödeme yapabilen kartlar, emeklilik planları, mobil cihazlarla yapılan ödemeler, sanal kredi kartları, uluslar arası ödeme sistemleri, vs..

Hal böyle iken tüm bu hesapları ve ürünleri kontrol etmek, tek elden yönetmek imkansız oluyor.

Finansal işlemlerin standartları dünya çapında net ifade edilip oturtulmuşken (IBAN nolar, Swiftler, Kredi kartı standartları, vs) teknolojik açıdan bireysellere yönelik oluşturulan uygulamalar ne yazık ki ülkemizde kurum bazlı çözümlerle sınırlı kalmış durumda.

Finansal kurumların kendi çözümleri var (İnternet şubeleri, cep şubeleri, mobil aplikasyonlar) ve her biri için ayrı ayrı takip gerekli.

Teknolojik altyapının Avrupa’nın dahi ötesinde bulunduğu Bankacılık sektörümüzde bence bireysel kullanıcılar için çok büyük bir eksiklik bu durum.

Tüm işlemlerimi kayıt altına alıp, yaptığım harcamaları kategorilerine göre raporlayabilen, gelecekteki nakit akışımı tahmin edebilen, bütçemi oluşturmamda yardımcı olup aktif dönemde bütçe kontrolümü sağlayabilecek bir program Türkiye’de çok iş yapabilir düşüncesindeyim.

Bir de bu uygulamanın mobil aplikasyonu yapılırsa çok çok daha faydalı olur.

Dünyada bu ihtiyaca cevap veren mint.com diye bir kuruluş olduğunu biliyorum. Ancak sadece ABD için hizmet veriyor.

Sonuç itibariyle ortada elle tutulur, fizikisel para kalmadıkça nakit para kullanmaya alışık nesil, hesabını yapmakta zorlanmaya devam edecek gibi görünüyor. Bu zorluğu aşma aşamasında entegre bir finansal takip sistemi kaçınılmaz konumda olacak.

Günün Sonu:

“Paranın yüzü sıcaktır” söylemi yakın gelecekte geçmişte kalacak.

Neden Sadece Su Isitiyoruz?

1

Ülke olarak ne kadar çok yeraltı kaynağımız var değil mi? Yerüstü kaynaklarımız da bir o kadar zengin aslında.

Peki gök kubbe zenginliklerimiz ne durumda?

Dünya’da birçok ülke ile boy ölçüşecek seviyede kubbe zenginliğimiz var.

Düzenli rüzgarlarımız ve gün ışığından faydalanma saatlerimizden bahsediyorum.

Türkiye’nin bir çok şehrinde damlar ve çatılar güneş enerjisi sistemleri ile doludur.  Bu sistemlerin tek odaklandığı konu ise hanelere sıcak su göndermekle sınırlı. Ne kadar verimsiz bir kullanım şekli değil mi?

Acaba diyorum bu sistemlerin yerine çok daha verimli güneş panelleri binaların dam ve çatılarına ve uygunsa dış cephelerine kaplansa hem çevresel hem de finansal faktörler açısından faydalı olmaz mı?

Daha önce yazdığım Güneş Paneli Yollar isimli yazıdaki karayolları tarafından gerçekleştirilen enerji üretim konseptinin bu sefer binalara taşınması söz konusu.

Zira, Global Solar isimli firma bu kapsamda çok verimli olduğunu iddia ettikleri bir ürünü yakın zamanda piyasaya sürmüşler. Detaylarına bu linkten ulaşabilirsiniz.

Sonuç itibari ile gün ışığından bu kadar uzun süre ve bu kadar yüksek verimlilik ile faydalanma şansımız varken neden sadece su ısıtalım?

Rüzgar ve güneş enerjisini kullanarak elektrik üretmek 15-20 yıllık bir gelecek içinde hane halkının önemli gelir kaynaklarından biri olabilir.

Bu durumda ülkemizde kurulma aşamasında olan Nükleer elektrik santrallerine olan zorunluluğun da bir nebze önüne geçilebilir düşüncesindeyim.

Günün sonu:

Daha yaşanabilir bir dünyanın yolu doğal enerji kaynaklarından geçecek.

Engelliler Icin Motorsiklet

0

İnovasyonun yüzlerce, binlerce tanımına ulaşabilirsiniz.

“İnovasyon nedir?”,
“İnovasyon ne demektir?”,
“İnovasyonun tanımı”,
“İnovasyonun anlamı” gibi cümleleri google’da aratmanız sayısız tanıma erişmeniz için yeterli olacaktır.

Bu tanımlar arasında benim en çok beğendiğim ise aşağıda belirttiğim 3M’in kurumsal olarak benimseyip paylaştığı inovasyon tanımlamasıdır.

New ideas -plus action or implementation- that result in an improvement, a gain or a profit

“Bir gelişme, kazanç ya da kar sağlayan yeni fikirler –artı eylem veya uygulama-“

Sadece yeni fikrinizin olması yetmiyor. Bu fikrin uygulanabilir, eyleme geçirilebilir olması ve sonunda bir ilerleme, kar yada kazanç sağlıyor olması gerekli.

İşte size bu tanıma uygun çok güzel bir örnek. Günlük hayatımızda çok defa kullanılar bir araca yeni bir bakış açısı getirilmiş ve bu fikir hayata geçirilebilmiş.

Tekerlekli sandalyeye mahkum engelli insanların kolayca kullanacağı bir motorsiklet.

Resimler aşağıda, detaylar bu adreste: http://www.mobilityconquest.com/index.php

Toplu Tasimada Inovasyon

6

Bir taşıma aracı satışı esnasında ya da tanıtım çalışmalarında sıralanan birçok özellik vardır. Bu özelliklerden ikisi 0′dan 100 KM’ye ulaşma süresi ve şehir içi, şehir dışı ayrımı verilerek yakıt tüketimidir.

0-100 KM’nin belirtilme sebeplerinden biri ivmelenmenin bir taşıt için önem teşkil etmesidir. Bu sürenin kısa olması aracın yüksek ivme ile hız kazanabilecek motor gücüne sahip olduğunu gösterir.

Peki neden önemlidir 0-100 KM süresi?

Çünkü, duran bir aracı hareket ettirmeye başlamak, ivme kazandırmak aracın karşılaşabileceği en zor işlemlerin başında gelir.

Diğer tarafta yer alan yakıt tüketimi konusunda ise şehir içi tüketimin şehir dışından çok daha fazla olduğu gözlemlenir. Şehir içi trafiğinde karşılaşılan “DUR-KALK”lar aracın çok daha fazla yakıt sarf etmesinin ana sebebidir.

Görüldüğü üzere araç en çok yakıtı eylemsizlikten kurtulup hareket etmeye başladığı anda harcamaktadır. Yakıtın yanında harcanan bir başka kaynak ise zamandır.

Sonuç olarak, örneklendirmek gerekirse 50 KM’yi şehir içinde şehir dışına oranla çok daha fazla zaman ve yakıt harcayarak kat edersiniz.

Bunun ana sebebi ise durmakta olan bir aracı hareket ettirmek ve/veya çok fazla kere ivme kazandırmaya çalışmaktır.

Bu durum toplu taşıma araçları için de birebir aynı şekilde geçerli elbette.

Hal böyleyken ring seferi yapan bir toplu taşıma aracının yolcularını hiç durmadan araca alıp araçtan indirebilmesi hem zaman hem de yakıt harcama miktarlarını yüksek oranda aşağıya çeker mi çekmez mi?

Bana sorarsanız aşağılara çeker. En azından basit mantıkla bu şekilde olması kaçınılmaz.

Konuyu Çin’li bir mucit ele almış ve aşağıdaki videoda görebileceğiniz konsepti oluşturmuş. (Video Çince seslendirilmiştir.)

İnovatif Çin’linin adı Chen Jianjun.

Kamu ya da özel sektör tarafından itibar görür mü bilinmez ama fikir ve tasarım açısından yenilikçi bir çözüm önerisi olduğu yadsınamaz.


Günün Sonu:

Toplu taşıma için varolan yolun ortasına “mutant” araçlar entegre etmek çözüm değildir. Bkz: Metrobüs!

Page 1 of 612345...Last »

Son Yorumlar

fikiriscisi@facebook