Feedback

Sonuc Herseydir.

2

Sakıp SabancıLisans eğitiminde bir hocamız, dersin birinde rahmetl Sakıp Sabancı hakkında şöyle bir aktarımda bulunmuştu:

Sakıp Ağa, kendisine sunulan yeni projelerin, atılımların, girişimlerin önce detaylarını dinler
hemen ardından şu önemli soruyu çalışanlarına sorardı:

“Günün sonunda ne yutacağız?”

Soru;

Gayet kısa ve net.

Anlaşılabilir ve cevaplanması zorunlu.sonuc

Kritik ve başarı kriteri.

Özet ama cevaplanması en zor.

İşaret ettiği zaman dilimi çok önemli: Günün Sonu.

Bana lagaluga yapma arkadaşım, ben, iş bitiminde nasıl bir kazanç elde edeceğim? Bana bunu söyle.

Güncel jargonla sonuç odaklı.

İşte iş dünyasındaki temel bakış açısı da tam bu şekilde. Sonuca odaklanmış durumda.

İş dünyasında da aynen futbolda olduğu gibi kimse iyi oynayana üç puan vermiyor ya da okuldaki gibi gidiş yolundan not alamıyorsunuz.

Sizi değerlendiren kişilere,

- ya ama ben bunu bunu çok iyi yaptım yine de proje battı,sonuc2
- ya ama satışlar çok iyi gidiyordu lakin krizi hesaba katmadık,
- ya ama nakit pozisyonumuz çok kuvetliydi fakat doviz kurları çok ani dalgalandı,
….. ya ama… deme gibi bir lüksünüz yok.

Zamanı dolduğunda hedeflenen, arzulanan, belirlenen noktaya ulaşamadıysanız “ya ama” sizi kurtarmaz.

Yutacağını iyi hesaplaman ve hesabını tutturmandır önemli olan. Sonuç sonuçtur, arta kalan ise teferruat.

Günün  sonu:

Gün sonları önemlidir :)

Seytanin Avukatini Kovmak

1
Nerede okuduğumu ya da duyduğumu anımsamıyorum açıkçası ,ancak ilk karşılaştığım andan bu yana zihnime dahil ettiğim bir söylem var.
“Kitap yazmaya ya da rejim yapmaya karar verdiğinizde, bu kararınızı kimseyle paylaşmayın. Sizi bu kararınızdan caydırmaya çalışacak birileri illaki çıkacaktır.”
Çok doğru bence…
Etrafta iyi bir şey yapmaya çalışan bireylerin önüne köstek olmaya hazır olan o kadar çok insan var ki…
Arkadaşım, eğer ki inanmıyorsan yapabileceğime bari engel olma.
Nötr davransan bile yeterli.
Destek arıyor olsam zaten dile getiririm.
Yenilikçilik için de bu durum çok geçerli.
Yeni bir ürün, yeni bir servis, yeni bir süreç, yeni bir dünya belki…
Yeni olan bir fikri ortaya attığınızda sizin karşınıza duvar gibi dikilecek, sabit fikirli bir sürü insanı bulmanız çok doğal.
Çünkü var olan durumu korumaya çalışmak, insanlar için kolay olanı yapmakla eş değer.
Geçenlerde okuduğum bir kitabın ana fikri bu konuyu tam da işaret edecek nitelikte.
The Ten Faces of Innovation – Tom Kelly
Kitap, şeytanın avukatlığını yapan kimselerin, yeni fikirler için ne kadar ölümcül olduğunu özellikle birkaç yerde vurguluyor.
Daha iyiye ulaşmak, daha yeniyi bulmak ya da mevcut durumu geliştirmek gibi planlarınız varsa, etrafınızdan müvekkili şeytan olan kimseleri uzaklaştırmanızda fayda var dememiz yanlış olmaz diye düşünüyorum.
Ayrıca, inovasyon açısından bürünebileceğiniz rolleri daha net kavramak isterseniz yukarda bahsettiğim kitabı okumanızı da tavsiye ederim:)
Kitabın İnternet Sitesi
Kitabın Amazon Linki
Günün Sonu:
Diyojenin dediği gibi: “Gölge etme, başka ihsan istemez. “

Nerede okuduğumu ya da duyduğumu anımsamıyorum açıkçası ,ancak ilk karşılaştığım andan bu yana zihnime dahil ettiğim bir söylem var.

“Kitap yazmaya ya da rejim yapmaya karar verdiğinizde, bu kararınızı kimseyle paylaşmayın. Sizi bu kararınızdan caydırmaya çalışacak birileri illaki çıkacaktır.”

Çok doğru bence…

Etrafta iyi bir şey yapmaya çalışan bireylerin önüne köstek olmaya hazır olan o kadar çok insan var ki…

Arkadaşım, eğer ki inanmıyorsan yapabileceğime bari engel olma.

Nötr davransan bile yeterli.

Destek arıyor olsam zaten dile getiririm.

Yenilikçilik için de bu durum çok geçerli.

Yeni bir ürün, yeni bir servis, yeni bir süreç, yeni bir dünya belki…

Yeni olan bir fikri ortaya attığınızda sizin karşınıza duvar gibi dikilecek, sabit fikirli bir sürü insanı bulmanız çok doğal.

Çünkü var olan durumu korumaya çalışmak, insanlar için kolay olanı yapmakla eş değer.

Geçenlerde okuduğum bir kitabın ana fikri bu konuyu tam da işaret edecek nitelikte.

The Ten Faces of Innovation – Tom Kelly

Kitap, şeytanın avukatlığını yapan kimselerin, yeni fikirler için ne kadar ölümcül olduğunu özellikle birkaç yerde vurguluyor.

Daha iyiye ulaşmak, daha yeniyi bulmak ya da mevcut durumu geliştirmek gibi planlarınız varsa, etrafınızdan müvekkili şeytan olan kimseleri uzaklaştırmanızda fayda var dememiz yanlış olmaz diye düşünüyorum.

Ayrıca, inovasyon açısından bürünebileceğiniz rolleri daha net kavramak isterseniz yukarda bahsettiğim kitabı okumanızı da tavsiye ederim:)

Kitabın İnternet Sitesi
Kitabın Amazon Linki

Günün Sonu:

Diyojenin dediği gibi: “Gölge etme, başka ihsan istemez. “

Dis kaynaktan inovasyon cikar mi??

0
20092009 yılı başlarında BusinessWeek’in yaptığı bir inovasyon anketi vardı. İçinde çokça soruyu bulunduran bu ankete online olarak ben de katılmıştım.

 

Nisan ayı içerisinde detayları açıklanan bu ankette bir sonuç diğerlerinden çok daha fazla aklıma takıldı.
Bahsi geçen sonucu doğuran soruyu belirteyim öncelikle.
“What would you tell your boss to boost innovation at your company?”
(Patronunuza şirketinizdeki inovasyonu arttırması için ne söylerdiniz?)
Yukarda yer alan soruya verilen yanıtlar ise ankete göre şu yüzdelerle şekillenmişler:
-Tüm çalışanları yeni ürünler için fikir üretmek adına cesaretlendirmek. %55
- Yeni bir CIO (Chief Innovation Officer) atamak. % 8
-Ar-Ge bütçesinin verimli şekilde kontrol etmek. %34
-Bir dış kaynak şirketle anlaşmak. %3
Son şıkta yer alan %3’lük kesimin içerisinde yer aldım ben de…
Bana göre yenilikçilik bakış açısı ile faaliyet gösteren bir firma bu konu hakkında şirket adına çok daha hızlı ve verimli bir yol gösterici olabilir.
Dünyadaki uygulamalarda dizayn ve yenilikçilik adına dış kaynak inovasyon şirketlerinin bir çok örneği var.
Fusion-IO – Dell
Teague – Boeing
Jump Associates – Nike
Çoğu zaman değişik noktaları – hele ki bu nokta yenilik, yaratıcılık, farklı açılardan bakmak gibi konularla alakalıysa- içerden birilerinin görmesi pek kolay olmuyor.
Satrançta doğru hamleyi genellikle seyircilerin daha çabuk görmesi ile çok benzer noktalar aslında.
Günün sonu:
Farklı yerden bakamıyorsan en azından farklı bakış açısı olana sor.

2009 yılı başlarında BusinessWeek’in yaptığı bir inovasyon anketi vardı.
İçinde çokça soruyu bulunduran bu ankete online olarak ben de katılmıştım.

Nisan ayı içerisinde detayları açıklanan ankette bir sonuç diğerlerinden çok daha fazla aklıma takıldı.

Bahsi geçen sonucu doğuran soruyu belirteyim öncelikle.

“What would you tell your boss to boost innovation at your company?”

(Patronunuza şirketinizdeki inovasyonu arttırması için ne söylerdiniz?)

Yukarda yer alan soruya verilen yanıtlar ise ankete göre şu yüzdelerle şekillenmişler:

-Tüm çalışanları yeni ürünler için fikir üretmek adına cesaretlendirmek. %55

- Yeni bir CIO (Chief Innovation Officer) atamak. % 8

-Ar-Ge bütçesinin verimli şekilde kontrol etmek. %34

-Bir dış kaynak şirketle anlaşmak. %3

Son şıkta yer alan %3’lük kesimin içerisinde yer aldım ben de…

Bana göre, yenilikçilik bakış açısı ile faaliyet gösteren bir firma, bu konu hakkındatlaep eden şirket adına çok daha hızlı ve verimli bir yol gösterici olabilir.

Dünyadaki uygulamalarda da dizayn ve yenilikçilik adına dış kaynak inovasyon şirketlerinin bir çok örneği var.

Fusion-IO – Dell
Teague – Boeing
Jump Associates – Nike

Çoğu zaman değişik noktaları – hele ki bu nokta yenilik, yaratıcılık, farklı açılardan bakmak gibi konularla alakalıysa- içerden birilerinin görmesi pek kolay olmuyor.

Satrançta doğru hamleyi genellikle seyircilerin daha çabuk görmesi ile çok benzer durumlar aslında.

Günün sonu:

Farklı yerden bakamıyorsan en azından farklı bakış açısı olan birilerine danış.

Son Yorumlar

fikiriscisi@facebook