Feedback

Yeni nesil tercume!

0

Augmented Reality denince ve bu alanda yeni bir uygulama görünce gerçekten çok heyecanlanıyorum.

Hele bir de bu uygulamalar iPhone üzerinden tecrübe ediliyorsa benim için çok daha fazla dikkat çekici oluyorlar :)

İşte bu alanda karşılaştığım en son AR aplikasyonu.

Word Lens!

Görür görmez deneyeyim dedim. App Store’a girip uygulamayı aratınca ücretsiz olduğunu görmek çok daha fazla keyif verdi ilk başta.

Ancak gelin görün ki ücretsiz versiyonunda sadece orjinal yazının tersten yazılmışını getiriyormuş. İSP-İNG sözlük için ise 4.99 USD bir bedel talep ediyor.

Değer mi derseniz, bence kesinlikle değer!

Buyrun videosunu izleyin. Siz de merak ederseniz en azından ücretsiz versiyonunu indirerek deneyin derim!

Augmented Reality ile alakalı ilginizi çekebilecek yazılar:

Teknolojik His

Baktığım Her Yerde Bilgi Var

AR ve Pazarlama

Augmented Reality ve Pazarlama

0

Elimden geldiğince, her fırsatta, Augmented Reality (AR) hakkında gelişmeleri, trendleri takip edip burada yer vermeye çalışıyorum.

Augmented Reality, şu aşamada, toplumun geneli tarafından pek fazla bilinen bir kavram değil.

Ancak, geleceğin dünyasında çok önemli yer tutacağına kesin gözüyle bakıyorum.

Birçok farklı uygulama alanına sahip bu kavramı, elbette ki pazarlama uzmanları da gözden kaçırmıyorlar.

Dünyanın birçok ülkesinde, yazılı ve görsel materyallerde Augmented Reality kullanılmaya başlandı. (Ülkemizde de örnekleri var.)

Pazarlama açısından, AR’ın başarıya ulaşması için, önünde çok sayıda aşılması gereken nokta var.

Bunların başında ise, tüketicilerin, bu uygulama ile nasıl etkileşime geçecekleri konusunda henüz yeterli bilgiye sahip olmamaları geliyor.

Uzmanlar, Bir AR kampanyasının başarıya ulaşması için 5 ana maddenin akıllarda yer alması gerektiğini belirtiyor.

1. Tüketicileri Eğitmek

Yeni bir teknoloji ve kullanımı hakkında tüketicileri eğitmek gerek.

2. Tüm platformlarda ulaşılabilir olması.
En yüksek seviyede mobil cihazları destekleyen bir kampanya olması. (Cihaz, işletim sistemi, donanım, vs.. gibi engellerin asgari seviyede olması)

3. Dağıtım.
Uygulamanın bir çok farklı kaynaktan dağıtılabilir olması. (BluFi, WiFi, SMS, WAP, App Store, vs..)

4. Tüketiciyi harekete geçirebilmek.
Her şeyi sorunsuz yapmış olsanız da, bu yapılanları müşteriye iletmeniz en önemli nokta.

5. Yaratıcı fikirler.

Her bir madde için ayrıca yazılar yazılabilir. Ancak, bu yazıları, o konuların uzmanlarına bırakmakta fayda var :)

Dünya üzerinde AR’ı pazarlama amaçlı olarak kullanan kurumları araştırınca, Nike, HSBC ve Esquire’ın uygulamalarına rastladım.

Ülkemizde AR – Pazarlama ilişkisinin alt yapısı için hali hazırda yürüyen ciddi çalışmalar olduğunu biliyorum.

İşte size yukarıda adı geçen kurumların uygulamalarından örnekler:

Günün Sonu:

AR, çok yakında alıp başını yürüyecek.

Baktigim her yerde bilgi var!!

0

Teknolojik cihazlarda, biz kullanıcılar için ön plana çıkan iki önemli etken var.
Biri, enerji sarfiyatı (özellikle mobil cihazlarda pil ömrünü belirlemesi açısından), ikincisi ise, ekran boyutu ve görüntü kalitesi.

Kaldı ki, ekranlar, mobil cihazlarda enerjiyi en çok harcayan bileşenlerin başında gelenlerdendir. Bu sebeple bu iki etken arasında önemli bir ilişki var.

Peki, ekranlarla cihazların bağını kopartmayı denesek nasıl olur? Pil ömrü açısından faydalı olacağı kesin. Ya kullanışlılık açısından?

Örneklendirelim:

Öyle bir cep telefonum olsun ki üzerinde ekranı olmasın.
Ya da öyle bir fotoğraf makinem olsun ki ne bir LCD ekrana ne de bir vizöre ihtiyacım olsun.
Ya da arabamla trafikte ilerlerken, dikiz aynalarını kullanma ihtiyacım olmasa.

Örneklerin çoğaltılması işin kolay kısmı aslında.

Bundan 10 yıl önce, göz doktorumdan çıkıp, yeni lenslerimle (ki ilk defa bir göz aparatı kullanıyordum) dünyaya baktığım günü dün gibi hatırlıyorum. Renkler çok daha parlak, cisimler çok daha netti.

O anın verdiği heves ve heyecanla her yöne bakarken, aklımdan keşke bu lenslerle “zoom” yapabilseydim diye bir fikir geçti. Daha sonra bu fikri, keşke baktığım yerlerin fotoğraflarını çekebilseydim diye bir adım öteye taşıdım.

Bugün ise bu fikirler artık, iPhoneumun ekranı olmasın, arabamın dikiz aynasına ya da park sensörüne ihtiyacım olmasın veya bir beyin cerrahı, operasyon anında özel gözlükler yerine gözündeki lensi kullansın gibi farklı şekillere bürünmekte.

Gelin, biraz hayal kuralım.

Aracımla çevre yolunda ilerliyorum ve araç hakkındaki tüm bilgiler kontakt lensime yansıyor (aracın hızı, uyarı mesajları, vs..) ve o anda çalan cep telefonumdan kimin aradığı bilgisini, yine gözümü yoldan ayırmadan görebiliyorum. Ya da şerit değiştirirken dikiz aynasına bakmak yerine, görüntü gözümün önünde beliriyor ve ben şerit değiştirme riskini en aza indirgiyorum.

Bazen, öyle anlar oluyor ki, ah keşke fotoğraf makinem yanımda olsa diyorum. Bunu demek zorunda olmasam ve baktığım yerin görüntüsünü kaydedebilsem.

Şu anda dünyada birçok kurum, bu konunun üzerinde çalışıyorlar ve ticari bir ürünün ortaya çıkması an meselesi.

Daha önceki bir yazımda görüntünün kontakt lense taşınması gerektiğinden tek bir cümle ile de olsa bahsetmiştim.

Augmented Reality ile bu teknolojini birleşmesi sanırım bizleri çok daha fazla fonksiyonel (!) hala getirecektir.

Baktığım yöndeki hastanelerin, ATMlerin, restoranların lokasyonlarını sanal gerçeklikle görebilsem veya duyduğum bir kelimenin anlamı bir anda gözümde canlansa (!). Enteresan olmaz mı? :)

Günün Sonu:

Noldu yavrum nen var? Ağlıyor musun?

Ağlamıyorum, sanırım gözüme bir şey kaçtı :)

Son Yorumlar

fikiriscisi@facebook