Feedback

Secimler Icin Inovasyon

0

Günümüz teknolojisinde her türlü işlem artık online yapılabiliyorken biz yine yakın zamanda sandık başına gidip dededen kalma yöntemlerle oylarımızı atıp boyanarak damgalanacağız.

Her ne kadar giriş cümlem oy verme yöntemi ile alakalı olsa da asıl değinmek istediğim konu onunla alakalı değil.

Seçimlerden belli bir süre önce yine her tarafta afişler, bayraklar, balonlar, vs dolanmaya başlayacak.
Hiç birinin bir diğerinden ayırt edilemeyeceği gereksiz milyonlarca materyal ziyan olup gidecek.

Peki bu tanıtımlarda ne kadar yenilik sağlanabilir?

İnovasyon seçim tanıtımlarında hangi yöntemlerle kullanılabilir?

İddialı partirler için kemik oy potansiyelleri olması sebebiyle pek fazla birşey değişmemesi ihtimal dahilinde olabilir.

Ancak gelin görün ki bağımsızların akıllarda kalması için seçim tanıtımlarını daha yenilikçi yapmaları fark yaratmalarına yardım edecektir.

Günün Sonu:

İnovasyonla fark yarat zihinlerde daha çok yer et…

Perakendecilikte Inovasyon

0

Oyuncak ayıları düşünün…

Bir oyuncak ayıyı diğerlerinden ayırt edecek şekilde nasıl başkalaştırabilirsiniz? Ya da aynılaşmasına nasıl engel olabilirsiniz?

Envayi çeşit cevabı olabilir bu soruların.
Bu cevapların belki de en inovatifini Amerika’da bir girişimici bulmuş ve hemen hayata geçirmiş.

Cevap kısaca şu mantığı içeriyor: “Kendi ayını kendin yap”
Konuya detaylandırmak gerekirse bahsi geçen örnek bir oyuncak ayı mağazaları zinciri.

Bu mağazaya ayıcığınızı yapmak üzere giriyorsunuz ve ilk adım olarak öncelikle içi boş ayıcığınız seçiyorsunuz.

Devamında ayıcığınız vereceği sesli mesajı ufak bir cihaza kaydedip boş ayıcığın içine atıyorsunuz.
Sıra sevimli arkadaşınızın içini doldurmaya geliyor ve mağazada bulunan alanda ayıcığınızın yumuşaklığını kendiniz ayarlıyorsunuz.

Can alıcı noktalardan biri olarak ayıcığınızı dikmeden önce içine bir adet “kalp” atıyorsunuz ; )

Bir sonra ki adımda ise SPA alanında ayıcığınızı yıkayıp yumuşatıyorsunuz.

Son noktaya az kaldı ancak önce bu güzel ayıcığa bir doğum sertifikası vermek lazım.

Sistemin verdiği ID ile bu ayıcığı kaydedip adını kulağına üflüyorsunuz ; )
(Türk versiyonu olsa adını böyle koyardık herhalde)

Son adım olarak sayısız kombinasyondan istediğinizi seçerek ayıcığınızı giydiriyorsunuz.

Zaten giydirmeme gibi bir şansınız yok çünkü mağazadan çıplak bir ayıcığın çıkması etik olarak aykırı kabul ediliyor.

Ve işte size özel, ellerinizle yaptığınız ayıcığınız kollarınızda.

Yılda birkaç kere ise bu ayıcıkların sahipleri bir araya gelerek partiler düzenleyip deneyimlerini paylaşıyolar.

Alın size müşteri bağlılığı.

Gerçekten bu kadar çok birbirinin aynısı örnek varken ayıcık satmak için inanılmaz bir inovatif yöntem. Çok çok farklı bir deneyim.

Birkaç adım değil fersah fersah öte yenilikçi bir düşünce.

Feyz alınması gerekir : )

Günün Sonu:

İnovasyonu sürece taşıdığınızda bir taşla çok tane kuş vurabiliyorsunuz…

Ki burada yapilmisi var..

0

Yenilikçi bir fikri üretmek mi yoksa satın almak mı?

Sermayeyi hangisine yüklemek daha mantıklı sizce?

Ar-Ge faaliyetlerine hız kazanadırmak, bu faaliyetler için yavru şirketler kurmak, yenilikçiliği kurum içinde teşvik etmek, geri dönüşü hiç bir kesin kaideye dayanmayan araştırmalara para akıtmak…

Ya da “ki burada yapılmışı var” diyerek satın mı almak?

Her yenilik peşinde bir sürü bilinmezi -riski- taşımakta.. Bu durumda büyük firmalar bu riski taşıyıp olası olumsuz durumlarla yüz yüze gelmek istemiyorlar… Yeniliğin yürüyüp yürümeyeceğini küçüklerin denemesini bekleyip eğer ki yürürse küçükleri bünyelerine katmayı daha uygun buluyorlar.
Bir nevi riski başkasına taşıtıp karşılığını -para, para, para- veriyorlar..
Günümüz yazılım dünyasında bu konuya bir çok örnek bulabilirsiniz.

IBM’in Cognos’u, SAP’nin Business Objects’i satın alması bu konuya verilebilecek en net ve sıcak örneklerdir aslında..

Satın alınan yeniliklerin geliştirilmesi ve pazara daha kuvvetli bir şekilde sunulabilmesi ise büyük kurumlarca çok daha etkin bir şekilde yapılmakta. Bu durumda ayrıca ele alınmalı ve incelenmeli aslında.

Günün sonu:

Ne kadar az bürokrası o kadar çok yenilik…

Fikir Tohumlarini Yesertmek

0

Adeta bir ağaç gibidir yeni bir fikir…

İlk filizlenmeye başladığında kırılgan ve her türlü dış etkenden çok kolayca etkilenebilir bir durumdadır. Ancak gerekli kaynaklara ulaşabilirse bir ormanı oluşturabilecek yeni tohumların (fikir kıvılcımlarının) ev sahipliğini çok rahat yapabilir.

Nedir toprakta ksıa bir süre önce tohum çatlatmış filizi ezecek dış etkenler? Birinci sırada yersiz eleştiriler var. Hemen arkasından ön yargı koşar adımlarla gelmekte, 3. sırada ise regülasyonlar ve kurumsal yapılar yer alır diyebiliriz heralde…

Bu ezici etkenlere karşı nasıl bir koruma altına alabiliriz narin fikrimizi? Bir kere her şeyden önce bu yeni filizlenen fikri bir grup destekleyici bireyle birlikte ele almalıyız. Farklı arka planlara ve bakış açılarına sahip bu arkadaşların destekleyici olmaları ise en büyük olmazsa olmazdır. Çünkü yeni fikirler bir başka yeni fikir ile hava da çarpıştığı esnada filizin kökleri daha kuvvetli bir biçimde toprağa sarılmaya başlar.
Bu durumda yeni fikir çok daha sağlam, anlaşılabilir ve uygulanabilir bir yapıya sahip olur.

Ancak filize can suyu verecek olan etken ise bu “destekçi” ekibi yönlendirecek bir lider olacaktır.
Yaratıcı ekibi yönlendirecek liderin her şeyden önce “tutku”ya sahip olması gerekir.
Tutklu bir biçimde yaratıcı ekibi besleyecek olan lider destekleyici fikirlerin havada çok daha fazla ve farklı şekilde çarpışmasını sağlayacak ve geleceğin fikir ormanı için çok daha fazla tohum serpiyor olacaktır.

Günün sonu:

“İyi” yeni fikirler çok nadiren TEK kişiden çıkar…

Son Yorumlar

fikiriscisi@facebook